Terzi elbisemi dikti, deneme yapmadan hemde, özel bir gece için olduğu için biraz da pahalı bir kumaş almıştım, “yok yok arada provaya gerek yok, ben aldım ölçümü” dedi, ben de işini biliyordur diye ona güvendim. Tabii benim 1 ayda kilo alabileceğimi ve hatta azcık kilonun bile elbisenin üzerime uymamasına sebep olabileceğini hesaba katmadı.
Elbise dar oldu haliyle, bundan sonra da üzerime uydurmak için akla karayı seçtik, dikişler yeniden açıldı, içeride bırakılmış olan azcık dikiş payı ile yeni bedenime uydurduk, ama bir sürü sinir, stres, yetişecek mi, güzel olacak mı paniği… oysa dikilme sürecinde yapsaydık provalarımızı hiç bir sorun olmayacaktı…Yapılması gereken düzeltmeler minimum zaman ve malzeme maliyeti ile ve minimum sıkıntı ile yapılacak, işin ve doğal sürecin bir parçası olduğu
düşünülüp moral bozukluğu yaratmayacaktı.Kullanıcı arayüzlerinin kullanıcı tarafından nasıl kabul gördüğünü, rahat kullanılıp kullanılmadığını test etmek her şey olup bittikten , proje tamamlandıktan sonra yapılacak bir iş değil, çünkü o zaman projeyi bitirdiğini düşünen ekip için kodlamayla ilgisi olmayan, zaten çalışan bir yapı üzerinde düzeltmeler değişiklikler yapmak istenmeyen bir iş olarak algılanıyor, demotivasyona sebep olabiliyor, tepki ile karşılaşabiliyor.
Oysa en başında kullanıcının ihtiyaçlarını analiz ederken, mümkün kullanıcı profillerine göre yapılan tasarım, iterativ proje yaşam döngüsü ile devamlı test edilip devamlı düzeltilirse, kullanılabilirlilik için en sonda yapılan değerlendirme ve testlerden çıkan sonuçlar daha az can yakabiliyor.
Projede farklı olarak kullanici sistemin gerçek halini kullanmaya başladıktan sonra , belli bir zaman içinde biriktirilen gerçek kullanıcı logları, düzeltmeler yapılması için çok verimli bir kaynak, resmen bir altın madeni. Neden mi? Kullanıcı profilleriniz ile ilgili bilmediğiniz bilgileri elde edebiliyorsunuz. Örneğin benim cam yapımı hobim ile ilgili web sayfam var, bu sayfanın aylık loglarını izliyorum. Gördüm ki Mayıs 2008 tarihinde beni ziyaret eden 1000 kişinin 97 % si Windows, 0,9 % u Macintosh, 0,3 ü Linux işletim sistemi kullanıyormuş ve hatta Symbian ile sitemi ziyaret eden 43 kişi de
varmış. Tabii ki biliyordum Windows un çoğunlukta olacağını ama bu kadar da ezeceğini düşünmemiştim diğerlerini.
Sayfama gelen unique ziyaretçilerin 88% i Internet Explorer, 9.1 i Firefox, ve ziyaret eden kişilerden sadece 4 ü Netscape kullanıyormuş.Safari, Mozilla dahi daha fazla kullanılıyormuş. Kullanıcı testinde test denekleri benim kurduğum ortamlar üzerinde arayüzleri kullanıyorlar, eğer hepsini kurmuyorsam, örneğin Safari nin bu kadar kullanılacağını tahmin edip, onun üzerinde ürünümü test etmiyorsam, kullanıcının yaşayabileceği problemleri tamamen
göz ardı etmiş oluyorum ve belki de sadece ziyaretçim olan 1000 kişide sadece 4 kişinin kullandığı Netscape e gereğinden fazla enerji ve zaman ayırıyorumdur test etmek için.Bunun dışında en fazla girilen sayfaları istatistiklerinden gözlemleyip oradaki usability konularına özellikle daha çok zaman ayırmak mümkün,
örneğin Anasayfadan sonra en çok girilen sayfa kolye ve ondan sonra da küpe sayfasıymış.Kullanıcıların bir kısmı anahtar kelimeleri aratıp sayfama ulaşıyorlar, Search Engine Optimization ın da Usability ye kardeş konulardan biri olduğuna inanıyorum.
Bilgi her yıl kendini tam iki katına katlıyormış biliyor muydunuz? Önceden 125 Kb lik bir mp3 player için “ooo en güzel” derken şimdi yüzünde bakmıyor ve ipod un gb lık şarkı alan tasarımları normal/standard kabul ediyoruz. Eskiden cep telefonum sadece bir kaç resimden sonra hafıza doldu uyarısı veriyorken, şimdi telefonumun 8 gb lık hafızası var ve çok değil bir kaç yıl sonra bu bile gözüme az gözükecek eminim. Arama motorlarından dönen anlamsız sonuçlar benim çok sinirimi bozar oldu, çünkü bunları ayıklayıp aralarından elle tutulur olanları ayıklamak gerçekten zor iş.Bir bilgi bonbardımanı var ki sormayın, işte bu yüzden de Information Architecture denilen, bilginin ne şekile hangi hiyerarşi içinde tutulacağı ile ilgilenen iş alanı gittikçe öden kazanıyor. Sonuçta datayı bilgiye çeviremedikten sonra terrabytelarca bilgiyi tutun, kime ne faydası var. Bilgiye ulaşırken kullanılan anahhtar kelimeler web sayfalarının arama motoru optimizasyonu(SEO) için gereken ana malzemelerden biri, hangi kelimeyi ne sıklıkla ve ne kadar yerinde kullandığınız yani. Web sayfasının kullanıcı istatistiklerinden hangi kelimeler taratılarak size ulaşılmış bunları da gözlemleyebilir ve ona göre kendinizi konumlandırabilirsiniz. Örneğin ben ayölye ile ilgili bir yazı yazıyorum, kullanıcı atolye ve kurs bilgilerine ulaşmak istiyor, o “cam kursu” diye aramalar yaparak gelmiş benim sayfamda bu kelimeyi kullandığım yere, ama aslında atolye çalışmaları linkinde anlatılıyor onun aradığı bilgi, ben istatistiklerden anlıyorum ki onlar bu jargonu bilmiyorlar, atolye çalışması diye adlandırıldığını bilmiyorlar ve ”cam kursu” diye arıyorlar. Doğru kelimeyi atolye çalışması linkinin içine yerleştirirsem kullanıcının aradığı bilgiye ulaşmasını kolaylaştırmış olurum.
Sayfamın içeriğinin türkçe olduğunu ve Türkiye’ deki kullanıcıları hitap ettiğini düşünerek, ingilizce versiyonunu hazırlamadım, fakat istatistiklere bir de baktım ki Yeni Zelanda’ dan bile ziyaretçilerim var, işte bu durumda yen bir kullanıcı profilim daha çıktı karşıma hiç hesaba katmadığım, cam yapımına ait ,kullanmak zorunda kaldığım bazı ingilizce terimler sayesinde beni bulan kullanıcılardan oluşan.Sayfanın ingilizce versiyonunu yaratılması gerektiği de böyle ortaya çıktı.Kullanıcılarımın aldıkları hataları ve bu hataların kendi aralarında görülme sıklığını da inceleyip düzeltmeler yaptım websitesi üzerinde.
Kullanılabilirlilik anlamında bu iyileştirme süreci ara ara tekrarlanıyor. Diyeceğim odur ki eğer fırsatınız, kaynağınız, elinizde gerekli istatistiksel veriniz, kullanılabilirlilik iyileştirmelerini ara ara yapmanızda fayda var.Bir doktor bana vücut mükemmel değil, optimal bir sistemdir demişti…Ben de aynı şeyi web sayfaları için uyarladım:mükemmel arayüzü olan web sayfası yoktur, çünkü Steven Krug (Don’t make me Think’ in yazarı) dediği kullanılabilirlilik ve tasarım açısından gibi bir tane doğru yoktur, doğru herkese göre değişir, birinin çok rahat kullandığı bir arayüzde bir diğer kullanıcı zorlanabilir, ama optimal olan vardır, bu da artık bir geçmişe sahip olan, kullanıcı kabulu ve alışkanlıkları oluşmuş olan internet için bulunabilecek bir ideal bileşenler toplamıdır.
Kategorisi: Usability, Usability-HCI | » yorum bırak;






